|
İşten
çıkarmaları frenlemek için çare üretmeye mecburuz. Bazı işverenler,
“iyi niyetlerine rağmen”, işçi ücreti üzerindeki yükleri taşıma
imkânını kaybettiklerinden işçilerini çıkarıyor.
Güngör URAS / MİLLİYET GAZETESİ
İşçi
ücreti üzerindeki yükün, genelde (ve de özellikle bu kriz döneminde) ne
kadar önemli olduğunu sayın okuyucularıma basit olarak anlatmak
istiyorum.
Devamlı olarak vurgulanan, kayıtdışı işçi
çalıştırılmamasıdır. Sigortalı işçi çalıştırılmasıdır. İyi niyetli bir
işveren (asgari ücretle çalışan) bir sigortalı işçinin cebine 503 TL
girebilmesi için her ay 776 TL ödemek zorundadır.
- İşçinin cebine 503 TL girerken,
- Kayıtlı işçi çalıştırdığı için de işveren devlete 272 TL ödemeye mecburdur.
İşverenin asgari ücretle çalıştırdığı işçi için devlete ödediği 272 TL’nin:
- 213 TL’si sosyal güvenlik (sigorta) primidir.
- 19 TL’si işsizlik sigortası primidir.
- 39 TL’si vergidir.
İşveren
işçiyi kayıtdışı çalıştırırsa devlete işçi başına 272 TL ödemekten
kurtulur. İşçiyi işten çıkarırsa devlete 272 TL ödemekten kurtulur.
İşçi de devlet de kaybediyor
Açık
anlatımıyla, işverenin işçiyi işten çıkarmasıyla sadece işçi sokakta
kalmıyor. Devlet de işçi başına aldığı (en az) 272 TL’den mahrum
kalıyor.
İşveren, “Kriz döneminde sıkıntıdayım. İşçimi işten
çıkarmayayım. Aç bırakmayayım. Hiç olmazsa her ay cebine biraz para
koyayım” diyemez. İşçiyi işten çıkarmadıkça, çıkış vermedikçe devlete
272 TL ödemeye mecburdur.
Bir ay sonra ödemelerini yapmaz,
yapamazsa borcuna ayda yüzde 2.5 oranında gecikme zammı biner. Gene
ödeyemezse önce ödeme emri, sonra haciz gelir. Banka kredileri kesilir.
Malı, mülkü elden gider.
Şu kriz döneminde işverenin
çalıştırdığı işçi için devlete ayrıca ödeme yapma külfetini/yükünü
kaldırmak için bir formül bulmak zorundayız.
- Bu yük sigorta primlerinden oluşuyor. Sigorta primi ödenmezse sigortanın hesabı tutmaz.
- Bu yük vergiden oluşuyor. Vergi ödenmezse bütçe açık verir.
Arayana çare tükenmez
Bu yüzden, “Kriz nedeniyle işverenler devlete hiçbir ödeme yapmasın” denilemez. Ama bunun ara yolu vardır.
Ara
yol, kriz döneminde, bir yıllık süreyle, güç durumdaki işverenlere,
devlete yapacakları ödemeleri “faizli olarak” öteleme şansı tanımaktır.
Güç
durumda olduğunu belirten işverenlerin işçi çıkarmamaları şartıyla
sigorta ve vergi yükümlülüklerinin 1 veya 2 yılı ödemesiz dönem olmak
üzere 5 yıllık bir süre için yıllık basit faiz yüküyle
taksitlendirilmesi mümkündür.
İşçi işten çıkarıldığında hem işçi
aç kalıyor, hem devlet işverenden bir kuruş para alamıyor. Halbuki bu
tür bir ara formülde hem işçi işini kaybetmiyor, hem de devlet, uzun
süre sonra da olsa işverenden alacağını alıyor.
İşten
çıkarmaları seyrederek “Ah ile, vah ile” günü geçirmek yerine işten
çıkarmaları frenleyecek tedbirleri tartışmak ve almak zorundayız.
|